Adalet ve Kalkınma Partisinin, çekirdek yapısı yani kurucuları Milli Görüş çizgisinin yada Erbakan'ın 28 Şubat Kararlarıyla tasfiye sürecine girmiş olmasından dolayı Refah (ya Saadet yada Milli Selamet) Partisi tabanından bir ekipçe kuruldu.
Milli Görüş ile Muhafazakar tabanın oylarını alarak AKP hükümet oldu.
Partinin başlangıç evresinde İslamcı alt yapı olması gibi bir durum daha açık ifade ile İmam Hatip Liselerinden mezun üniversitelilerin etkin olduğu bir kadro varoldu.
İmam hatip kökenli siyasi partinin organlarındaki arkadaşların, daha islami yada islamcı olmaları yadsınamaz.Bu normal.Eski Akıncı grupları,biraz Yeniden Milli Mücadele ve azıcıkda Ülkücü kadroların biraz daha dindar ılımlılarından oluşan ekiplerle yoluna uzun bir süre devam etti.
Özellikle Kürt kökenli milletvekilleri,yada bir şekilde partinin diğer organları Kürtçülüğü savunmamakla birlikte Özal döneminde gelişen Doğu ve Güney Doğulu vatandaşlarımızın zenginleşme ve etkin olarak şehir hayatına yerleşmeleri neticesinde AKP'de bölgenin güçlü elitiyle işbirliği yapmayı tercih etti.
AKP ,MHP gibi milliyetçi bir parti olmadığı için Kürt kökenli vatandaşlarımızın daha sağlıklı siyaset yapmalarına ve İslamın birleştirici unsuruna bağlanarak siyaset yapmalarına imkan sağladı.
Ama,son zamanlarda Kürt Haklarını savunduğuna inanan BDP'nin özerklik çıkışı AKP'nin ideal ve ideolojisinde derin bir sapma meydana getirdi.Yada varolanı ortaya döktü.
Ama ,bu sürece nasıl gelindi ? Açılım kavramını tekrarlayan bir AKP neden bu kadar sert tepki verdi?Anlamakta zorluk çekebilirsiniz;
Türkiye'nin üniter yapısını savunmak.
Türkçe dışında resmi dil kabul etmemek.
Özerkliğe kesinlikle karşı olmak.
Biraz geriye gidersek ''1 Mart tezkeresiyle başlayan,''One Minute'' vakasıyla devam eden , Mavi Marmara baskınıyla sertleşen Türk-Amerikan, Türk-İsrail ilişkilerinin ne kadar yalın bir şekilde çatışmaya dönüştüğünü anlarsınız.Wikileaks sıkandalıyla patlak veren olayları da görürseniz Türkiye'nin hangi mecralara doğru yönlendirildiğini de anlarsınız.
Buna çıkar çatışması demek daha doğrudur.Amerika'nın dümen suyundan çıkan bir Türkiye istenmemektedir.
AKP'nin en üst iki eliti başbakan ve cumhurbaşkanı beslendikleri kaynaklar açısından birbirine yakın yada birbirini tamamlayıcı niteliktedir.Kapalı kapılar ardında ne olduğu bilinmez ama refarandumla gelen ''Evet'' oyları, coğrafi dağılımı hatta büyük şehirlerdeki mahalli memleket yapılarını taaa Refah Parti alt yapısından bilen AKP ekibine doğru bir okuma imkanı tanıdı.''Evet'' referandumundaki keskin çizgileri okuyabilirseniz AKP'nin yeni ideolojik çizgisini anlamakta zorluk çekmezsiniz.
Yusuf Akçura,Prens Sabahattin,Ziya Gökalp gibi Türk ideolojistlerinden yoksun olan bir AKP kaynak itibariyle Büyük Doğucu Necip Fazıl,Nurettin Sözen,Said-i Nursi,Abdulhakim Arvasi,Cemil Meriç,Sezai Karakoç,Mehmet Akif Ersoy ve Cahit Zarifoğlu gibi kaynaklarından beslenmiş ana kadrosuyla özellikle kendisi Kürt kökenli (Aslen Arap-Seyyid) Seyyid Abdulhakim Arvasi'nin Türk-İslam Ülküsü adlı eserinde ortaya koymaya çalıştığı ideolojiyi kendine baz almaya başladı.
AKP'nin yeni misyonu Türkiye'nin üniter yapısını korumak ve vizyonda da Türkçe'nin dışında ikinci bir dili resmi dil saymamak yatıyorsa AKP içinTürk-İslam Ülküsü yeni ideolojik temeli olmaya aday olmanın ötesinde artık yerleşmiş bir ideal halini almış demektir.
Her lider gibi Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'da pragmatik bir lider.Karizmatik olmakla birlikte, pratiği görmeden varlığını sürdüremeyeceğini çok iyi bilmektedir.
Referandum sonuçlarını doğru okumuş ve etrafının neyle,kimlerce sarıldığını çok iyi anlamış,siyasi manada yeni oy tabanını kim,nerede ,neden ve nasıl oluşturuyoru Başbakan görmüştür.
Demokrasi yada Cumhuriyet modellerinde oydur sizin gücünüz.Seçmen sizi iktidara götürüyorsa doğru oynamalısınız siyaset denen bu oyunu.
AKP de doğru oynamaktadır.
AKP,artık Türk-İslam Ülküsünü savunan bir siyasi partidir.
AKP'nin, aldığı oyların bölgesel dağılımı ve söylemleri bu yönde sapma yapmıştır.Milli Görüş'çü kadrolar eskiden de üniter bir Türkiye dışında bir düşünceye sahip değillerdi.Sadece biraz daha İslamın sosyal hayatta etkin olmasını savunuyorlardı.Ama,bunu yanlış okuyanlar yanıldılar ve bu onların hem bu partideki tasfiyelerini hızlandıracak hemde eski muhafakazakar bölgelerinde oyunu alacak olan Akp'ni 10 yıl daha iktidarda kalmasını kolaylaştıracaktır.
2020 ye kadar AKP ile yaşamaya alışmak zorunda herkes.
Türkiye'ye hayırlı olur ,İnşallah.