21.ASRIN MANASI...
21.Asır hızla iletişim çağını geride bırakıyor.Yüzyıl, daha başlamadan eskidi.Siber dünyamızda herkes birbirinden haberdar. Dünya modern bir köy halini aldı. Köyler boşaldı. Köykent projesi sahipleri, 20. asırda bile projelerini uygulayamadan bu asrın başlarında öteki dünyaya intikal ettiler. 19. Yüzyıl, sanayinin başlangıcı idi. Felsefi akımların, yeniden doğuşu bu asırda oldu. Fikir akımları, 19. asırda gelişti. Edebiyatın bir türü olan roman,19. asırda altın çağını yaşadı. 19. asır fikirlerin savaşının olduğu bir çağdı. 20. asır ise silahların savaşının olduğu bir asırdı.İki dünya savaşı, 20. asırda cereyan etti. Soğuk savaş, 20. asrın sonlarına kadar devam etti. Yüzyıl önce Borneo Adasında insan eti yiyenler sizin Kuching- Miri yolunda pasaportunuzu kontrol ederken; Türk pasaportunuzu görünce Hakan Şükür'ü soracak kadar sizi yakından tanıyorlar. Google' da yada Wikipedia'da öğrenmek istediğiniz herşeyi bulabiliyor; Ali Baba.com aracılığıyla Dünya'nın her yerinden mal alıp satabiliyorsunuz. Ebay.com yada amazon.com'dan ikinci el bir saat yada yeni bir ayakkabı almanız mümkün. Facebook yada twitter yada passion gibi sosyal paylaşım sitelerinde, eski arkadaşlarınızı bulup yada yeni arkadaşlar edinip; yüzünü dahi görmediğiniz insanlarla duygusal anlar yaşayabiliyorsunuz. Ama Dünya'da bir şeyler ters gidiyor. Nedir bu ters gidenler diye düşündüğümüz zaman ilk aklımıza gelen bir şarkı sözü oluyor; ''Onun arabası var. Gidermi gider. Bastımı gaza gider. Maalesef ruhu yok!'' 21. Asır, ruhsal çöküntü asrı.19. asırdaki Marksist materyalist felsefe bile Dünya'yı bu kadar ruhsal çöküntüye uğratmamıştı. Maddeleşen bu siber iletişim çağında, her türlü bilgi ve imkana sahip insanlar maalesef ruhlarını yitirdiler. 21. Asır sosyal kaosların asrı olmayacak ama ruhi kaosun,ruhsal çöküntünün çağı olacak.Maalesef 21. asrın ruhu yok. Çocuklarımız ve biz orta yaştakiler, internetin, bilgisayarın, iletişim dünyasının birer kör takipcisi olduk. Kendimize ait dünyamız kalmadı. Özel hayatımız, aile mahremiyeti, tevazu ve alçak gönüllü olmayı bıraktık. En mahrem hayatlarımız bile internette yüzlerini bile görmediğimiz insanların gündelik yaşamlarında yer edindi. Eskiden komşu kızına aşık olurduk. Okuldaşımız yada mahalleden arkadaşlarımız olurdu. Bugün Tanzanya'nın haritada yerini bile göstermekten aciz bizler Tanzanya Arusha'lı bir Massai ile arkadaş oluyoruz. Bütün bunlar olurkende ''‹nsan insanın kurdudur'' sözünü hatırlatırcasına lokal savaşlar, iç çatışmalar, terorist isyanlar, göçler durmaksızın devam ediyor. Zengin dünya zenginleştikçe semiriyor; semirdikçe daha fazla iştahı açılıyor.İştahı açılan bu insan azmantıları; Dünya'nın yer üstü ve yer altı kaynaklarından en büyük payı kendilerine istemenin ötesinde; elde etmek için Dünya'yı kan gölüne çevirmekten çekinmiyorlar. Havayı en çok kirletenler, en çok çöp üretenler gelişmiş sayılıyor. Bügün su kaynaklarına ulaşamayan 500 milyon insan varken; bir seferde 1 ton suyu banyo yapmak için kullanan bizler bunlada yetinmeyip kimyasal maddeler aracılığıyla, güzelleşme uğruna akarsuları, gölleri ve denizleri kirletmeye, yoketmeye devam ediyoruz. Bu kadar tüketen,sahip olan, elde eden bir dünyada yinede mutluluğu ve huzuru bulamıyoruz. Daha fazla para, daha fazla servet, daha fazla şehvet derken ömrümüz bir yağmur damlacığının sıcağı gördükçe buhar olması gibi uçup gidiyor. Bu asır her ne kadar tanrıtanımazlığın asrı olmasada Tanrı'yı unutanların çağı olmaya devam ediyor. Siber dünyada belkide en çok kutsallarla ilgili sayfalar; paylaşım siteleri var. Her sokakta caminin, her yerde havranın, kilisenin yada Budist tapınaklarının çokluğuyla övünülecek kadar olduğu dünyada maalesef bir internet kafedeki canlılığı göremezsiniz. 21.asır insanı siber alemde kalabalık ama gerçekte yalnızlaşan bir mahluğa dönüştü. Biz 21.asrın insanı çok kazanan ve çok kaybeden insanların temsilcisiyiz. Çok çalışıp, çok üretip, çok tüketmeliyiz. Dünyanın her yerinde ismini bile bilmediğimiz bir çok ürüne paralar dökmek zorunda,derneklere, odalara, elektrik faturalarına, telefonlarımıza,doğalgazımıza, oğlanın okul taksidine, kızın doğum günü hediyesine, arabalarımızın bandrolleri, sigortaları, kasko bedelleri, lastikleri, bisikletlerimize, yazlık evlerimize, dağ evlerimize, devre mülklerimize para yetiştirmek için durmadan çalışmalı, durmadan üretmeliyiz. Bunları yaparkende dünyayı kirletmeliyiz. 21. asır ne kaosların nede değişimin çağı olacak. Bencilliğin(hobbinliğin) çağı olacağı muhakkak. ‹nsanlığın titreyip kendine dönmesi gerekir.İnsanlık sosyal çalkantılarıyla, hızlı adımlarıyla çözülmeye ve yokolmaya giderken sanırım kendi kıyametini kendi hazırlamaya devam ediyor. Herşeyi, her nesneyi elde eden insan maalesef kendini elde etmekten aciz. Tanrı hepimizi ıslah eylesin.
332 defa okundu
Haberi arkadaşına yolla
Yazıcıya uyumlu sayfa
Yorum Gönder
|