Header
Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Favorilere Ekle
  Sitede Ara     » Advanced Search
Haber Menüsü
En Son Haberler
En Çok Okunanlar
Yorum Gönderilenler



 

AVRUPA’DAKİ DÜĞÜNLER

image

Tirol de ortalama olarak Ramazan ve yazın iki ay hariç her haftada en az beş düğün yapılmaktadır. Yüzyıllar boyu kültürümüzün, örf adet ve geleneklerimizin bir parçası olan düğünlerimiz Avrupa’da bir başka boyut kazanmış gözükmektedir.Geleneğimizin önemli bir bölümünü oluşturan sosyal hadiselerde artık özden uzaklasıp kabukla uğraşır hale geldik. Halbuki uzun zaman düğün sünnet gibi merasimlerimiz samimi ortamlarda, mahalle aralarında mütevazi şartlarda kendi iç dinamiklerimizle kutlanır ve oralarda, toplumsal dayanışmanın en güzel örnekleri sergilenirdi. Avrupa’daki düğünler her ne kadar şartlar zorlasa da kendi aslından büyük kaymalar göstermiştir. Artık düğün ve sünnet merasimlerimiz ihtişam, gurur ve güç gösterilerinin yapıldığı bir yarış haline dönüşmüştür. Şöyle geriye dönüp baktığımızda düğünlerimiz eskiden eş, dost, akraba ve komşular arasında gösterişten uzak ve samimi duygularla riyadan ve kibirden uzak bir şekilde yapılırdı. Oysa bugün her yerde olduğu gibi düğünlerimizde de tam bir israf ve tüketim çılgınlığı söz konusudur. Şimdi dost meclislerinde „Kimin düğünü daha kalabalıktı? Kimin düğünü daha gösterişli ve muhteşemdi? Kimin düğününde daha iyi ikram yapıldı?“ vs... konuşmalar yapılıyor. İnsanlar yapılan reklamların etkisinde kalarak ihtiyaçlarının dışına çıkmakta ve adeta zorla alış-veriş yapmaya mecbur edilmektedir. Bu akıma kapılmayan da hemen hemen yok gibi. Mutluluk, samimiyet ve sadelik yerini çoktan terketti.İnsanlar hergün düğün yapmıyor. İstisnalar hariç her insan hayatında bir defa evleniyor ve her erkek çocuk için bir defa sünnet düğünü yapılıyor. „Böyle özel günlerde yapılan harcamalar neden israf olsun?“diye bir soru insanın aklına gelebilir. Ancak genelde insanımız kendi şartlarını düşünmeden „El ne der?“ mantığı ile hareket ettiğinden kendini sıkıntıya sokmaktadır. Hayatımızı hep başkalarına bakarak şekillendiremeyiz? Birçok düğünlerde aile reisleri nakavt olmuş boksöre benzemektedirler. Ancak tek bir farkla ki, nakavt olan boksör maç bitiminde hemen ayağa kalkabilirken, borçla düğün yapan kişi yıllarca bunun ceremesini çekmektedir. Yani düğünlerimizde ruhsuz, samimiyetten uzak taklitçi ve bir gösteriş atmosferi hakimdir. Şimdi konunun bir başka boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Yaşadığım Tirol eyaletinde düğün salonlarının kapasitesinin çok üzerinde insan davet edilmekte bu da birçok problemi beraberinde getirmektedir. Aşırı gürültü misafirlerin çoğunu rahatsız etmekte, her defasında çocuklar salon dışına çıkarak ellerindeki yiyecekleri, pet şişelerini sağa sola bırakarak çevreyi kirletmekte, her defasında tuvaletler tıkanmakta, lavabolara sigara izmaritleri atılmakta, tuvalet kağıtları kar topu gibi yapılarak etrafa fırlatılmaktadır. Çocukların dikkatsizliği, sağa sola koşmaları, çerezleri etrafa savurmaları ve daha bir sürü olumsuz davranışlar...Tirolde yaşanan bu tür problemler yüzünden salon sahipleri Türklere salon kiraya vermek istememektedir.Acaba tüm bu problemlere bir çözüm getirilemez mi? Düğün davetiyelerinde davetlilerin gelip gelmeyeceği sorulsa ve belli bir güne kadar cevap vermeleri istense nasıl olur? Aileler çocuklarını gün evvelinden karşısına alıp orda nasil hareket etmeleri gerektiğini onların anlayacağı şekilde izah etseler daha uygun olmaz mı? Düğün sahipleri önüne her gelene davetiye vermek yerine biraz seçici davranıp daha az kişi davet etseler ve böylelikle düğünler bir curcuna yeri olmaktan çıkıp daha samimi bir ortam şekline dönüştürülemez mi? Küçük çocuklar için ayrı bir yer ayrılıp düğün esnasında onların başına uygun bir elaman yerleştirilip çocuklarla oynaması temin edilemez mi?Bu ve benzeri önlemlerle düğünlerimize bir kalite kazandırmak mümkündür diye düşünüyorum. Evlilik kutsal bir kurumdur ve eşler birbirlerini zora sokmadan mutluluk iksirini yakalamalıdır. Aşırı lüks saplantılar yüzünden daha düğün arefesi’nde aileler büyük yara almakta ve hatta evlilikler bozulmaktadir. Unutmayalım herşeyi para ile alamayız. Mutluluk, saadet, huzur, samimiyet, içtenlik para ile alınamayan çok değerli şeylerdir. Lüzumsuz yere bir yarışa girerek kendimizi ve başkasını sıkıntıya sokmayalım. İşin ucunu kaçırmadan ince eleyip sık dokuyarak, burnumuzu havaya dikmeden, şımarmadan ölçülü ve doğru işler yapmalıyız.

719 defa okundu
Haberi arkadaşına yolla email
Yazıcıya uyumlu sayfa print
Yorum Gönder

Diğer Haberler


comment Yorum Gönder (0 gönderildi) 


Site Yazarları

Kadim Ülker

image

Muzaffer Kartal

image

Claudia Laschan

image

Salih Sunar

image

Dr. Murat Sanal

image

Herbert Tumpel

image

Emin Orhan

image

Fatih Kırmaz

image

Vahap Esen

image

Ali Aslan

image