12 EYLÜL'DE'' EVET''E '' HAYIR''!
Acı gerçek ortadadır. İktidarın devekuşu ve diktatör siyaseti aptalları bile güldürecek garip örneklerle sürüp gitmektedir. Atatürk'e inanmamış, halkın sorunlarına uzak kalmış, özgürlükleri ve devrimi kavrayamamış, açılım ve demokrasi adına kardeşi daha çok kardeşe düşürmüş bir iktidardan artık beklenecek hiçbir şey yoktur. Türkiye'de şu anda Cumhuriyetin getirdiği güvenlik bozulmuş, dağlar, yollar bir yana, kentlerde terör hat safhaya ulaşmış, işsizlik, belirsizlikler, ekonomik sıkıntılar, her gün verilen şehitler, demokrasi getireceğiz diye yapılacak kanun değişiklikleri, anayasa referandumu derken bir çok konuyla çalkalanan ülkemizde devlet anlayışı günden güne çürümeye yüz tutmuştur. İktidar nurlu ufuklar edebiyatıyla halkı aldatmaya devam etmekte olup, kör gidiş, milli varlığımızı anayasal değişiklikleriyle ve demokratik açılımlar adı altında uçuruma sürüklemeye devam etmektedir. Ülkede her gün ayrı bir olay, ayrı bir gündem oluşturulmakla birlikte, muhalefet partilerinin yaptığı açıklamalar da umut verici bir tablo çizmektedir. Suç sayılan davranışlarıyla, küflü, karanlık, teokratik bir düzen özlemi içinde, yasalara aykırı çalışmalarla, dinsel inançlar ve halkın inancı kötü emeller doğrultusunda kullanılırsa, Atatürk büstleri kırılır, resimleri parçalanır, ordu suçlanır, yargı adaletini kaybederse, kutsal yerler olan camilerden kendini bilmez bazı din simsarları Allah'la kulu arasına girerek Türklüğe, Atatürk'e cumhuriyetimize, kurumlarımıza, çirkin kelimelerle ve ortaoyunlarıyla Kürt'ü, Türk'ü birbirine düşürmüşse böyle bulanık bir ortamda huzurdan bahsetmek mümkün müdür? Hatta gerçek dindarlar bile bu duruma üzgündür, acılı ve kaygılıdır. Bu ortamda laikliği dinsizlik sananlar sivrilerek milleti laik-antilaik diye bölmekle kalmayıp, şimdi de demokratik açılım adı altında insanların asırlardır kardeşçe yaşayıp kız alıp, kız verdiği halkları da kışkırtmaya devam etmişlerdir. Teröristlik tehlikeli bir olgudur. Sivil halk doğuda cereyan eden olaylardan oldukça rahatsızdır. Kürt vatandaşlarımız da bu olaylardan oldukça muzdariptir. Terör örgütünün yaptığı saldırılardan onlar da nasibini alarak dışlandıklarını düşünmektedirler ve çoğunluğu da bu saldırılardan rahatsız olduklarını dile getirmektedirler. Tüm bu olayların yanı sıra bir de halkın kafası Anayasa değişikliğine takılmakta olup, yapılacak referandumun sonuçlarının getireceği durumu tartışmaya devam etmektedirler. Şimdi böylesine karanlık, bulanık bir Türkiye'de yapılacak tek şey; halkın çoğunluğunun ulusal birlik ve akılcı tutumlar doğrultusunda kenetlenmesidir. Yurtsever insanların en azından Anayasa değişikliği için 12 Eylül'de yapılacak referandumda ''HAYIR''oylarının çıkmasıyla Türk Anayasasına ve değerlerine sahip çıktığını göstermesi zorunlu hale gelmiştir. Vatan, millet bilinci olan, toprağına bağlı her bir insanın ''HAYIR'' diyerek sağlam bir duruş sergilemesi oldukça önemli bir adım olacaktır. Aksi takdirde gaflet, dalalet, hıyanet içinde olanlar Türkiye Cumhuriyetinin varlığını sürdürmesi için büyük bir tehlike olmaya devam edecek, inanç sömürüsü, ülke içinde terör, ekonomik sıkıntılar, eğitim-sağlık sorunları, adam kayırmacılık, ulusal varlık, yargı, ordu, devlet bambaşka sorunlarla başka bir kimliğe bürünerek, uçuruma sürüklenecektir. Biz halk çoğunluğunun, iktidar partisinin çoğunluğunun dahi hatalı yöneticileri gibi olmadığını, düşünmediğini biliyoruz. Son günlerde sürekli iktidar partisi milletvekillerinin istifa ederek bağımsız partiye geçmeleri de bunun göstergesidir. İktidar aydınlıktan hoşlanmıyor, Osmanlı Şairi Ziya Paşa bir şiirinde şöyle diyor: …Erbab-ı kemali çekemez nakıs olanlar Rencide olur dide-i huffaş ziyadan… (cahil olanlar aydın ve olgun insanları çekemeyip onlardan rahatsız olurlar, yarasanın karanlığı sevip ışıktan rahatsız olması gibi.) Evet, iktidar aydınlıktan hoşlanmıyor, Anayasadan hoşlanmıyor. Artık aydınlıkla karanlığın, bilgiyle cehaletin, ahlakla yobazlığın, hukukla zorbalığın savaşı başlamıştır. Atatürk devriminin namuslu bekçileri namussuzlara mı yenilecek? Yurtsever insanların vatan toprağına, devletlerine sahip çıkmalarının zamanı çoktan gelmiştir. Kimse Türkiye'yi sahipsiz sanmamalıdır. Ahlak ve adalet egemen olacak, Türkiye Cumhuriyeti Atatürk'ün çizdiği yolda varlığını geliştirerek sürdürmeye devam edecektir. Yeter ki oylarımızı akıllıca kullanalım. Anayasamıza ve Devletimize sahip çıkalım yoksa kişi hak ve özgürlükleri elimizden gidecek, Temel ilkelerimiz ayaklar altına alınacaktır. Büyük görev; 12 Eylül'de sağduyulu Türk halkını bekliyor. 12 Eylül'de ''evet''e ''hayır '' diyeceğiz. Sözlerimi Vatan Şairi Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'n de yer alan bir dizesiyle noktalıyorum. …Kilab-ı zulme kaldı gezdiğin nazende sahralar Uyan ey yareli şir-i jeyan bu hab-ı gafletten. (Ey kükreyen yaralı arslan uyan artık gaflet uykusundan, senin gezdiğin nazlı topraklar köpeklerin zulmüne kaldı.) AYDINLIK YARINLARA…
311 defa okundu
Haberi arkadaşına yolla
Yazıcıya uyumlu sayfa
Yorum Gönder
|