Header
Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Favorilere Ekle
  Sitede Ara     » Advanced Search
Haber Menüsü
En Son Haberler
En Çok Okunanlar
Yorum Gönderilenler



 

Fatma Betül Yeter

image
Gidenler ve geride kalanlar...

Sonbahar giderken sarı yapraklardan bir halı serer önümüze.  Baharın renklerini kendisiyle birlikte başka diyarlara götürüyor gibidir. Bir hüzün kaplar içimizi. Sonbahar gibi insanlar olur hayatlarımızda. Her biri ayrı bir renk getirmiştir.
Kimi bir senaristtir mesela. Ağaç demenin yasak olduğu bir dünyada yaptığı bir filmin her karesini yapraklarla doldururcasına bir yol bulmuştur zihin dünyasını anlatmaya. Zaman ve mekan onu dinlemeye karşıdır. Kulaklarını tıkar. Gözlerini kapatır. Ama şehrin öte yakasından koşup gelen bu adam cesareti, hissettiğini yaşamayı gözlerini bir an kırpmadan sunmuştur yaşamı boyunca. Ve gözlerini ebediyen kapattığı anda cansız bedenini yükseklere kaldıranlar başbakanlar olur, çok büyük (!) amcalar oluverir. Bir Yücel Çakmaklı profili sonbahar gibi alır gider tüm renklerini.
Aynı ellerde bir şair yükselir. “susmanın kalesine sığınıyorum / önümde karanlıktan duvarlar/ sırtımda insan yüklü bir gök var”. Bir adam insan olmanın derdini bir ömür boyunca her nefesinde yaşamıştır. Son nefesini verdiği noktada geride kalanlar, baharın bir rengini daha uğurlamanın acısını yaşarlar.
Bazen aramızdan bir büyükelçi ayrılır, eteklerindeki tüm renkli yaprakları toplayarak. Onun götürdüğü renkler her birimizin dalından kopmuş bir yaprak gibi olur. Çünkü o sadece sınırları belli olan bir ülkenin insanlarına Viyana'da tercüman olmakla kalmaz, kalamaz. Yaşadığı şehrin kalbindeki tüm dertlere dokunur ve onların dile gelemeyen tüm sözlerine tercüman olur. İnsanlarla el sıkışıp, formal bir hal hatır muabbeti yapmak bir elçi vazifesi olarak yeterli gibi gözükür, fakat bir “elçi” olarak elini sıktığı her insanın duygularını anlayıp, onunla aynı sofrayı aynı ekmeği aynı dili paylaşmak çok büyük iş. Onun hali fiziki bir mekan değiştirmektir. Fakat giderken kendisi ve değerli eşinin arkada bıraktıkları birer dua olarak ömürlerinin sonlarına kadar valizlerinde kalacaktır.
Muhasebeci gibi görünen bir “bilge”den şöyle işitmiştim bir zamanlar: “ya pencereden bakan olacaksın, ya da pencereden bakılan” Hayatımızdan giden her insanla anlıyorum ki, bize bir bahar gibi renk getirenler hep pencereden bakılanlar olmuşlar. Onlar bulundukları mekan, yaşadıkları zaman ne olursa olsun, yalnızca inandıkları doğrunun savunucusu olmuşlardır.
Yeryüzündeki savaşlar, açlıklar, kibirli bakışlar, içten pazarlıklar, bencillikler, insanın insana yaptığı tüm zulümler, onların kalemlerinde, kelamlarında, kameralarında, fırçalarında bir iz olmuştur. Onlar yüreklerinde sadece geçemedikleri sınavların, kalbi kırık annelerinin ya da evlerine alacakları yeni bir koltuğun derdini taşımazlar. Aynı zamanda benim derdimi de taşırlar, senin derdini taşırlar, arkadaşının derdini de… Yaşamları boyunca mazlumun yanında olmanın verdiği onurla kimi zaman yalnızlığa mahkum edilirler, kimi zaman hapishanelere. Onların büyük yüreklerini onlar tüm renklerini alıp, aranızdan ayrıldıklarında görürsünüz.. Onlar oradan durup arkalarına dönüp bir baksalar, kendilerine ruhlarıyla eşlik eden bir sürü yürek görürler. Kimi sessiz bir gönül birliği bırakarak gider, kiminin sesi ise kıtaları aşar.
Bir yeşilin şair tonu, bir sarının senarist tonu ve daha nice renkler birer birer kaybolup gider baharlarımızdan. Önemli olan bu renklerden bir ders alıp, hayata bahar getirenlerden olmaktır, ya da pencereden bakılanlardan…

377 defa okundu
Haberi arkadaşına yolla email
Yazıcıya uyumlu sayfa print
Yorum Gönder

Diğer Haberler


comment Yorum Gönder (2 gönderildi) 


Site Yazarları

Kadim Ülker

image

Muzaffer Kartal

image

Claudia Laschan

image

Salih Sunar

image

Dr. Murat Sanal

image

Herbert Tumpel

image

Emin Orhan

image

Fatih Kırmaz

image

Vahap Esen

image

Ali Aslan

image