Header
Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Favorilere Ekle
  Sitede Ara     » Advanced Search
Haber Menüsü
En Son Haberler
En Çok Okunanlar
Yorum Gönderilenler



 

Fatma Betül Yeter

image
Örtülemeyen Portre...

Sessiz bir Pazar sabahı, üç kişilik kahvaltı soframızda yine iki kişiyiz. Abim ve ben. Annem bu Pazar da çalışmak zorunda. Ama söz verdi, izin alıp erken gelecek. Çünkü bugün benim doğum günüm. Sekiz yaşıma giriyorum.
Viyana'da doğmuşum ben. Annem ve babam birliktelermiş o zaman, abim öyle demişti. Babamın evde olduğu zamanları o hatırlıyor. Ben hatırlayamıyorum maalesef. Çünkü o evden gittiğinde ben üç yaşındaymışım. Ama hayal etmeye çalışıyorum. O evde olsaydı nasıl olurdu, bizimle oynar mıydı?  Bizi arabasıyla okuldan alır mıydı, ya da ödevlerimize yardım eder miydi, odamızı toplamayınca annem gibi kızar mıydı? Abime soruyorum, ama bağırıyor o zaman bana. Anneme soracakmışım. Ama o da kızıyor, ya da konuyu değiştiriyor.
Bir keresinde abimin spor çantasını karıştırmıştım. Kramponlarını yeni almıştı çünkü; Sadece onlara bakmak istemiştim. Çantanın yan cebinde fotoğraflar buldum. İlk fotoğrafta abim annemin yanına oturmuş; Yine elinde futbol topu; Ben de henüz annemin kucağında küçük bir bebeğim. Bir sonraki fotoğrafa sıra gelince çok mutlu olmuştum. Çünkü hayallerimin puzzle parçalarından birini bulmuştum. Sanırım yılbaşı gecesi. Çünkü abimin ve babamın elinde havai fişekler var. Ben de bir yaşında gibiyim. Koltuğun üzerinde havai fişek paketleriyle oynuyorum. Annemin yüzü biraz kızgın görünüyor. Havai fişekleri tehlikeli bulduğu için, durumdan memnun değildir herhalde.  Sevinçten fotoğrafa sarılmıştım. Kimseye söylemeden aldığım yere geri koydum. Eğer söylersem, ya annem o fotoğrafı da alır ve ortadan kaldırır, ya da abim fotoğrafın yerini değiştirirdi. Şimdi ise fırsat bulur bulmaz, çantayı açıp, fotoğrafa bakabiliyorum.  Ve babamın evimizde olduğu zamanları hayal etmeye çalışıyorum.  
Annemle babam evlendiklerinden beri hep kavga ederlermiş, anneannem öyle demişti. Çünkü babam eve hep geç gelirmiş. Keşke geç gelmeseymiş. Yani abim de ben de daha doğmadan önce bile, hep küserlermiş birbirlerine. Babam bazen gider, birkaç gün gelmezmiş. Sonra bir gün tamamen ayrılmış evden. Ama o zaman sadece annemi değil, bizi de bırakmış evde.  Keşke biz doğmadan önce gitseymiş; O zaman sadece annem yalnız kalırmış. Ama olsun, annem bizimle daha az yalnız.
Annem istediklerimizi alabilmek için çok çalışıyor. Sabahları, biz daha uyanmadan, hava karanlıkken, işe gidiyor. Beni abim uyandırıyor. Her sabah uyandığımızda, masanın üzerinde çikolatalı sütümüz, sandviçlerimiz ve harçlıklarımız hazır oluyor. Okuldan eve geldiğimizde o hala eve gelmemiş oluyor. Biz ödevlerimizi yapıyoruz. Sonra annem geliyor. Bize yemek hazırlamak için mutfağa giriyor. Bazen onun yüzüne bakmayı da çok özlüyorum. Ödevlerimi yapamadığımı söyleyip, mutfağa gidiyorum. Biraz ağlayınca hemen sarılıyor bana. Sigara içmekten sararmış parmaklarıyla gözyaşlarımı siliyor. O da ağlamaya başlıyor benimle. İşten gelmiş, yorgun haliyle bize yemek hazırlamaya çalışan annem, tüm güçsüzlüğüyle bana bırakıyor kendini. İşte o zaman iyi ki annemin yanındayım diyorum.
Babamızla hala görüşüyoruz. Bazı haftasonları abimle beni alıp, gezmeye götürüyor. Abim hiç konuşmuyor. Evde de çok konuşmaz zaten. Ben de abimden korktuğum için az konuşuyorum. Aslında sormak istediğim o kadar çok şey var ki. Zaten o da konuşmuyor. Derslerimizi soruyor. İyi diyoruz. Bir şey isteyip istemediğimizi soruyor. Hayır diyoruz. Sonra bizi bırakıyor evimize.
O giderken, ben kendi dünyama geri dönüp, küçüklüğümün eksik puzzle parçalarını aramaya devam ediyorum. Abimse odasına geçip, spor çantasını düzenliyor.
82 defa okundu
Haberi arkadaşına yolla email
Yazıcıya uyumlu sayfa print
Yorum Gönder

Diğer Haberler


comment Yorum Gönder (0 gönderildi) 


Site Yazarları

Kadim Ülker

image

Muzaffer Kartal

image

Claudia Laschan

image

Salih Sunar

image

Dr. Murat Sanal

image

Herbert Tumpel

image

Emin Orhan

image

Fatih Kırmaz

image

Vahap Esen

image

Ali Aslan

image