Mümtaziye Güçlü
İnadına yaşamak!
Yıllar önce Ankara Sanat Tiyatrosu'nda ''İnadına Yaşamak'' adlı bir tiyatro oyunu izlemiştim. Konusu, bir insanın başına gelen kötü olaylara rağmen hala yaşama sımsıkı tutunmasını ve o olaylarla mücedele etmesini anlatıyordu. Bu tiyatro oyunundaki o insanı kendime örnek almıştım. Yaşam; başlı başına bir oyun alanı, savaşılacak o kadar çok konu var ki... Bu oyunda ayakta kalan; güçlü ve sağlam olan inadına yaşamaya devam ediyor. Günümüz dünyası tüm sorunlarıyla insan oğlunu zorluyor. En başta ekonomik krizlerin hiç bitmediği bir düzende inadına ayakta kalmaya çalışan biz insanlar, bu yetmiyormuş gibi bir de iç dünyamızı, benliğimizi, duygu ve düşüncelerimizi alt üst eden sorunlarla cebelleşip duruyoruz. Bu kargaşanın içinde “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” diyenler de var. Bencil ruhların kendilerini hapsettikleri dünyalarında deve kuşu misali kafalarını kuma gömdükleri ve zayıf olanın üstüne basıp, ezdikleride gözlerden kaçacak gibi değil. Avrupa ülkelerini sarsan, geleceğini tehlike altına alan kriz çığ gibi büyümeye devam ediyor. Ülkeler dağılıyor, devletler çöküyor, insanlar maddi ve manevi buhranlar yaşıyor. Genel sorunlar insanların ruhsal ve bedensel yapısını da vuruyor. İnsanlar psikolojik baskı altında. Kimilerinde rejim baskısı, kimlerinde ekonominin getirdiği baskılar, kimilerinde de düşüncelerini inatla yaşamak istediklerine karşı yaşayamayan insanların siyasi baskıları... Ruhlarımız sindiriliyor, bir kalıbın içine sokularak tırpanlanıyor. Israrla yaşamaya ve yaşatmaya çalışılan önemli değerler günden güne maddi sıkıntıların altında erimeye, yok edilmeye mahkum ediliyor. Elbette yaşam bu, iyisiyle kötüsüyle içinde bulunduğumuz şartlar bizi zorlasa da inadına yaşamalıyız! Doğru bildiğimiz düşüncelerden, güzel duygulardan yoksun bırakılmaya zorlansak da inadına yaşamak ve ayakta kalmak bilincini unutmadan yolumuza devam etmek zorundayız. Kurtlar sofrasında belki zor, belki yok olmak uğruna da olsa ideallerimizin meşalesi havada kalmak zorunda. İdeallerinden ödün vermeyen insanları, yıldırma politikalarıyla zaptetmeye çalışsalar da, kendi zihniyetleriyle düzen değiştirmek için tereyağından kıl çeker gibi kademe kademe kanıksatarak insanların kanına işlemeye çalışsalar da var olan gerçekleri göz ardı etmek, güneşin balçıkla sıvanamayacağı gerçeğini değiştiremez. Aydının sorumluluğu, bu devler karşısında Donkişot gibi inadına savaşmaya devam etmektir. Önce aydınlar, doğru bildiklerinden şaşmadan, ruhlarını sermayenin kölesi haline getirmeden önderlik etmeye, insanları aydınlatmaya mecburdurlar. Genel ve kişisel sorunlar her ne kadar engel teşkil etse de yorulmak aydının sahası dışında kalır. Yıpransa da, yorulduğunu hissetse de, inadına yaşamak zorundadır. Aksi takdirde kör karanlık tüm var olan değerleri tersine çevirip, insanları cehalete, yoksulluğa,benliksiz toplumlara dönüştürecektir. Şu karanlık düzende yansak da biz yandıkça inadına çoğalacak umudun filizleri. Pes etmek yok!
65 defa okundu
Haberi arkadaşına yolla
Yazıcıya uyumlu sayfa
Yorum Gönder
|